English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Gaia ve Uranos’un elli başlı, yüz kollu devleri; Olymposluların Titanları yenmesinde başrolü oynayıp Tartaros’un amansız bekçileri olmuşlardır.
Silenos'un Bildigi Gizli Gercekler
Bak minik yolcum, masallarda anlatılmayan bir sır var... Olympos’un o parıltılı salonlarında oturanlar, her zaman en güçlü olanların değil, en iyi kullananların hikayesini yazar. Bugün sana Hekatonkheires’ten, yani o yüz kollu devlerden bahsedeceğim. Ama sakın unutma; birinin "canavar" dediği, genellikle başka birinin işine yaramayan özgür ruhtur.
Gaia ile Uranos’un çocuklarıydı onlar. Kottos, Briareus ve Gyes... Elleri omuzlarından fışkıran, omuzlarında ellişer başı olan devler. Onlara baktığında dünya, düzene girmeyi reddeden bir isyan gibi görünürdü. Peki, baba Uranos ne yaptı, biliyor musun güzel evladım? Kendi kanından, kendi canından olan bu devlerden korktu. Onları anlamaya çalışmak yerine, yerin en karanlık dibine, ışığın bile unuttuğu o çukura hapsetti. Neden? Çünkü otorite, anlayamadığı her şeyi zincire vurmak ister.
Sonra Zeus geldi. Hani şu elinde şimşeklerle adaleti dağıttığını söyleyen hırslı çocuk... Zeus, Titanlar’la olan kavgasında bir şeye ihtiyaç duydu: Kendi pis işlerini temizleyecek bir "güç". Yerin altındaki o devleri, sanki birer araçmış, sanki birer kılıçmış gibi serbest bıraktı. O gün devler için bir zafer değil, aslında yeni bir esaretin başlangıcıydı. Üç yüz taşı aynı anda havaya kaldırıp Titanlar’ın üzerine yağdırdıklarında, aslında sadece bir tarafın iktidarını perçinlediler.
Zeus savaşı kazanınca, o devleri serbest mi bıraktı sanıyorsun? Ah benim saf evladım... Olymposlular onları ödüllendirmedi; aksine, bu kez Tartaros’un kapısına, yani diğerlerini ebedi bir karanlığa gömen zindanın başına "bekçi" dikti. Bir zamanlar gökyüzüne bakmak için doğan o devler, şimdi başkalarının mahkumiyetini izlemekle görevli, yaşayan kilitlere dönüştürüldü.
Belki biraz şarap, biraz da düşünceyle anlarsın: Güç, bazen en sadık gardiyanlarını, kendi zincirlerini kırmasınlar diye en ağır görevlerle ödüllendirir. Bu devler ne hürdür, ne de özgür; sadece efendileri değişen devasa birer hayal kırıklığıdır. Hekatonkheires, bugün hala yerin altında, kendi ellerine prangalı bekliyorlar.
Söyle bakalım küçük yoldaşım; sence asıl mahkum olanlar, o karanlık çukurdaki Titanlar mı, yoksa dışarıda özgür olduklarını sanıp başkalarını hapsetmekle ömür tüketen o yüz kollu devler mi?