English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Ejderha dişlerinden doğan Spartoi, topraktan çıkar çıkmaz birbiriyle savaşan, Kadmos’un kılıçtan geçirdiği o hırçın ve ölümlü savaşçılardır.
Silenos’un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak evlat, kulaklarını iyice aç; zira bugün sana tarih kitaplarının altın yaldızlı sayfalarına gizlenmiş o paslı gerçeği anlatacağım. Masallarda kahramanların zaferlerini okursun ya, hani o krallar gelir, şehirler kurar ve her şey tozpembe biter... İşte orada, anlatılmayan büyük bir sır saklıdır.
Kadmos’u duymuşsundur; hani şu büyük kurucu, büyük stratejist, büyük lider... Toprağa ejderha dişleri ektiğinde, o dişlerin her birinden tam donanımlı, kılıçlı, kalkanlı savaşçılar, yani Spartoi filizlendi. Masallar der ki; Kadmos onların arasına bir taş fırlattı, onlar da birbirlerini düşman sanıp kırdılar. Ama küçük dostum, o taş aslında bir semboldü. O taş, yöneticilerin kendi iktidarlarını sağlamlaştırmak için başkalarının hayatlarını nasıl bir satranç tahtasına çevirdiklerinin kanıtıydı.
Düşün bir; topraktan yeni çıkmış, henüz hayata gözlerini yeni açmış, belki de birbirine sarılıp dünyayı öğrenmek isteyecek o insanlar... Neden öldüler? Çünkü birileri onlara "siz birbirinizin düşmanısınız" dedi. Güç sahipleri, kendi "düzenlerini" kurmak için o gencecik ruhları birer oyuncağa dönüştürdü. Spartoi, aslında doğuştan savaşçı değildi; onlar sistemin kendi hırslarını yeşertmek için toprağa gömdüğü, sonra da kendi elleriyle harcadığı kurbanlardı.
Sevgili evladım, bazen hayatın içinde de sana "şu senin düşmanın, bu senin rakibin" diyen sesler duyarsın. O sesler, aslında tıpkı Kadmos’un attığı o taş gibi, senin zihnini bulandırıp kendi düzenlerini kurmak isteyenlerin sesidir. Bilgelik, o taşın nereden geldiğini görebilmektir.
O gün toprağa düşen o bedenlerin hüznü, hala bu topraklarda gezer. Ancak kederi neşeye dönüştürecek bir kadeh şarapta saklı olan o küçük huzur, belki de en çok, kimsenin oyununa gelmeyenlerin yüreğindedir. Kimsenin "savaşçısı" olma, kendi bahçenin gülü ol. Çünkü unutma, birilerinin kurduğu düzende "kahraman" olmak yerine, o düzeni sorgulayan özgür bir zihin olmak, en büyük zaferdir.