English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Tyro'ya acımasızca eziyet eden Sidero, üvey çocukları Neleus ve Pelias tarafından cezalandırılarak öldürülen, Salmoneus'un kötü kalpli ikinci karısıdır.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Gel bakayım yanıma, çiçeği burnunda yolcum; otur şöyle yanıma. Yetişkinlerin sana anlattığı o parlak, altın yaldızlı masalların tozunu biraz silkeleyelim mi seninle? Bak evlat, masallarda anlatılmayan bir sır var; tarihin sayfalarına 'kötü' diye kazınanların aslında sadece sistemin çarkları arasında ezilen veya o çarkı döndürmek zorunda kalan insanlar olduğu gerçeği...
Bugün sana Sidero’dan bahsedeceğim. İnsanlar ona hep "zalim üvey anne" dediler, bir masalın içine sıkıştırıp üzerine kapıyı kilitlediler. Ama asıl sorulması gereken soru şu: Neden? Salmoneus gibi, kendini tanrı sanıp gök gürültüsünü taklit eden kibirli bir kralın sarayında, güç hiyerarşisinin en altında ezilen bir kadının, hayatta kalmak için o sert kabuğu kuşanmaktan başka çaresi olabilir miydi?
Tyro’yu sevmiyor muydu? Belki de sevmiyor olması, sistemin ona biçtiği "kıskanç ve zalim" rolünden ibarettir. Saraylar, kralın egosunun aynasıdır; o aynada kendine yer bulamayan herkes, bir şekilde "öteki" olur. Sidero da o sarayın sessiz ama hırçın çığlığıydı. O, kralın mutlak otoritesine boyun eğen bir piyon değil, o otoritenin yarattığı kaosta kendine yer açmaya çalışan bir insandı.
Sonra ne mi oldu, benim güzel yavrum? Otoritenin hükmü bittiğinde, intikamın soğuk yüzüyle karşılaştı. Neleus ve Pelias, yani babalarının sarayında büyüyüp güçlenen o iki oğlan, Sidero’yu bir sunağın dibinde buldular. Kılıçların metalik sesi, bir kadının çaresiz yakarışıyla karıştı. Onu öldürdüler. Peki, bu bir adalet miydi, yoksa sadece gücü el değiştirenlerin, eskiyi silip süpürme arzusu mu? Bir sunağın üzerinde akan kan, aslında adaletin değil, bitmek bilmeyen güç hırsının resmidir.
Bak, gözlerindeki o parıltıyı görüyorum; sen de anlıyorsun değil mi? Gerçek, kazananların yazdığı o kalın kitaplarda değil, o kanın aktığı yerdeki o derin sessizlikte gizlidir. Şimdi git, şarabı sadece neşe için içenlerin arasına karış ama unutma; her kralın sarayında, adı kötüye çıkarılmış bir Sidero, anlatılmayı bekleyen hüzünlü bir hikaye vardır.
Sorgula minik bilge, kralların parıltısı değil, ezilenlerin sessizliği fısıldasın sana yolu...