English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Zeus’a özenip tunç yollarla yapay şimşekler çakan, kibriyle tanrı katına çıkmaya yeltenen Salmoneus, sonunda kendi yarattığı ateşte yok olup gitti.
Bak küçük yolcu, masallarda anlatılmayan, o parıltılı sarayların duvarları arasına asla sızmayan bir sır var... Kulaklarını yaklaştır, zira duyacakların kralların altın tahtlarını sarsan türden gerçeklerdir. Bugün sana Salmoneus’u anlatacağım; hani şu tanrıları taklit eden, o zavallı, o mağrur adamı.
Herkes onun "hadsizliğinden" bahseder, evlat. Kralların tarihi, kendi masallarını yazanların kaleminden döküldüğü için, Salmoneus'a "deli" dediler. Oysa o, Zeus'un gökyüzündeki otoritesine karşı kendi tunçtan dünyasını kurmaya çalışan, belki de ilk "anarşist" hükümdardı. Kendi şehrini, Salmone’yi inşa ettiğinde, sadece toprakları değil, zihinleri de yönetmek istedi. Ama asıl hikaye, o tunç yolların ve gürleyen tekerleklerin ardında saklı.
Peki ya Tyro? O güzel kızın, babasının hırsı ve üvey annesi Sidero’nun gölgesinde nasıl sindirildiğini hiç düşündün mü? Salmoneus, gökyüzündeki o tanrısal gürültüyü taklit edip şimşekler çaktırırken; evinde, kendi eliyle kurduğu bu küçük krallıkta adaleti unutmuştu. Güç, sevgilidir evlat, ama yanlış ellere düştüğünde, o gücü elinde tutan kişi kendi yarattığı kibrin esiri olur. Salmoneus, göğü parmaklıklar ardına hapsetmeye çalışırken, kendi kızının gözyaşlarını görmeyi reddetti.
"O Zeus, yıldırımıyla onu yok etti," derler masallar. Sanki Zeus, adaletin tek bekçisiymiş gibi... Oysa hakikat şu: Salmoneus, bir başkasının (Zeus'un) kurduğu oyunun kurallarıyla, yine o oyunun efendisini yenebileceğini sandı. Tiranların en büyük yanılgısıdır bu; kendi zulümleriyle, başka bir tiranın gazabını davet ederler. Zeus o yıldırımı attığında, sadece bir adamı değil, kendi iktidarına rakip çıkan küçük bir taklitçiyi, kendi hükmünü korumak için silip süpürdü.
Şimdi, bardağımdaki bir damla şarap gibi, bu hikaye de damağında buruk bir tat bırakmalı, güzel yavrum. Salmoneus, belki de Zeus'un kibrini aynada görmek istemediği için o şimşekleri yedi. O, bir kahraman ya da bir kötü değildi; sadece devasa bir hırs çarkının, kendi dişlileri arasında ezilip giden bir parçasıydı. Ve o gün, Salmone kenti küle dönerken, aslında masumiyetin kibrin ateşiyle nasıl yandığına tanık oldu gökyüzü.
Unutma küçük bilge, gök gürlemesi bazen tanrıların gücü değil, sadece birilerinin güç gösterisi uğruna çıkardığı gürültüdür. Ve o gürültünün arasında, her zaman sesi kısılan birileri, bir Tyro vardır. Sınırları sorgula, kralların gürültüsüne kanma. Zira gerçek, çoğu zaman kralların parıltılı yollarının altında ezilen o sessiz topraktadır.