English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Atalante’nin yiğit oğlu, Thebai surları önünde can veren, güzelliğiyle nam salmış Yediler’in en genç ve cesur savaşçısı Parthenopaios.
Bak küçük yolcu, masallarda anlatılmayan, üzerine yaldızlı tozlar serpilmiş ama altı boş o kahramanlık hikayelerinden birini daha mı duymak istiyorsun? Yoksa gerçeklerin soğuk rüzgarını yüzünde hissetmeye hazır mısın? Gel, yanıma otur; şu kadehimdeki şarabın kokusu gibi buruk bir anıyı fısıldayayım sana, evlat.
Sana Parthenopaios’tan bahsedeceğim. Hikaye anlatıcıları onu anlatırken, sanki gökten inmiş bir güneş ışınıymış gibi betimlerler; uzun boylu, yakışıklı, kalkanı parlayan bir savaşçı... Onu Thebai’ye karşı yürüyen o kanlı seferin, o gururlu 'Yediler'in içine yerleştirirler. Ama gerçek, bir savaşçının kalkanındaki çizik kadar derindir.
Bu çocuk, Atalante ile Meleagros’un kanını taşıyordu. Adı, 'kız oğlan kız' anlamına gelen o kelimeden, parthenos'tan türetildi. Neden mi? Annesinin özgürlüğüne, kendi iradesine sahip çıkışına, bir erkeğin egemenliğine girmeyi reddedişine koca bir toplumun taktığı "ayıplı" bir etiketin nişanesiydi bu isim. Sistem, bir kadının tek başına ayakta durmasını hazmedemez; onu, çocuğunun ismiyle bile yaftalamaya çalışır.
Küçük gezgin, o ihtişamlı zırhın altında ne vardı sanıyorsun? Bir kahramanın yenilmezlik inancı mı? Hayır. O, kralların ve hırslı liderlerin, gençliği bir yakıt gibi ateşe attığı o büyük çarkın sadece bir parçasıydı. Parthenopaios, kendi kaderini seçtiğini sanırken, aslında büyüklerin, iktidar sahiplerinin oyun tahtasında bir piyondur; güzelliğiyle göz boyayan, ölümüyle ise sadece bir 'stratejik kayıp' olarak kayıtlara geçen bir figür.
Thebai surlarının önünde, o yiğit dedikleri beden toprağa düştüğünde, kimse onun annesinin acısını, o özgür ruhun kendi evladında kaybettiği geleceği sormadı. O, sadece bir zaferin veya mağlubiyetin istatistiği oldu. Güç sahipleri, başkalarının hayatlarını harcarken "kahramanlık" derler buna. Ben ise buna, bir çiçeğin güneşi göremeyecek kadar erken koparılması diyorum.
Görüyor musun evlat? Tarih, kazananların yazdığı bir yalanlar silsilesidir. Oysa gerçek, surların dibinde sahipsiz kalan o genç çocuğun huzurunda saklıdır. Şimdi git ve kendine sor: Bugün sana 'kahraman' diye yutturulanlar, aslında kimlerin hayallerini çiğniyor?