English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Olympos’a meydan okuyan, kardeşi Ephialtes ile gökleri sarsmaya cüret eden, devasa cüsseli ve hırslı bir Aloeusoğludur.
Bak evlat, masallarda anlatılmayan bir sır var; hani o altın yaldızlı saraylarda, devasa heykellerin gölgesinde saklanan cinsten... Sen, hayatın yolcusu, gel otur yanıma. Şu elimdeki kadehte, toprağın neşesinden damıtılmış bir yudum şarapla evrenin gürültüsünü biraz susturalım da sana **Otos**’u anlatayım.
"Tanrıları bile sarsmaya cüret eden iki dev çocuk," derler onlar için. Aloeus'un oğulları... İnsanlar onlara bakınca sadece kaba kuvvet ve hadsizlik görür. Oysa gökyüzündeki o sözde kudretli oturanlar, Otos ve kardeşi Ephialtes’ten neden bu kadar korktular, hiç düşündün mü, güzel yavrum?
Otos, öyle bir hırsla yoğrulmuştu ki; gökyüzüne merdiven dayayıp bulutların üstündeki o korunaklı, kibirli tahtları devirmek istedi. Neden mi? Çünkü tanrılar, yeryüzünde açlıktan kırılanı, haksızlığa uğrayanı görmezden gelirken; kendi zevkleri ve kavgaları için dünyayı bir oyun bahçesine çeviriyorlardı. Otos, bir "isyan"dı. O, göğün çatısına elini uzattığında aslında "Bu düzenin sahipleri, artık bizi yönetemezsiniz!" diye bağırıyordu.
Ama dinle beni, zeki evladım; sistem, kendisine başkaldıranı asla bağışlamaz. Otos ve kardeşi, tanrıların oyunlarıyla birbirlerine düşürüldü. O koca yürekleri, kardeşlik bağlarını birer zayıflık gibi kullanarak parçaladılar. Birbirlerini vurdular, evet... Ama o anki hüzün, bir yenilgi değil; otoritenin korkusunun bir kanıtıydı. Tanrılar, onları öldürerek aslında kendi tahtlarının ne kadar titrek olduğunu itiraf etmiş oldular.
İnsanlar onlara "dev" deyip geçiyor ama Otos, aslında senin içindeki o sorgulayan çocuğun, haksızlığa razı gelmeyen o minik yumruğun koca bir yansımasıdır. Gökyüzü hala orada duruyor belki ama Otos’un attığı o çığlık, hala rüzgarlarda yankılanıyor. Kimin kahraman, kimin suçlu olduğuna karar verirken, sadece o yukardakilerin yazdığı destanlara inanma, benim güzel kardeşim.
Gerçek, her zaman gölgede kalandır. Şimdi git ve kendine sor; bir gün bir merdiven yapacak olsan, bu merdiven seni yıldızlara mı çıkaracak, yoksa o yıldızların arkasındaki karanlığı görmeni mi sağlayacak? Silenos'un bildiği gizli gerçek, işte tam da o merdivenin basamaklarında gizli.