English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Bulut tanrıça Nephele; çocukları Phriksos ile Helle’yi koruyan bir anne, İksion’dan doğan Kentaur’ların anası ve gökyüzünün değişken simgesidir.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak evlat, masallarda anlatılmayan bir sır var; kralların tahtları ne kadar görkemli olursa olsun, ayaklarının altındaki toz aslında başkalarının gözyaşıyla yoğrulmuştur. Şimdi seninle, bulutların o yumuşak ama hüzünlü hatırasına, yani Nephele'ye bir yolculuk yapalım.
Athamas adındaki kralı duymuşsundur belki; hani şu kendi arzularını yasaların üstünde görenlerden. Nephele, onun çocukları Phriksos ile Helle’nin annesiydi. Ama krallar için insanlar, ihtiyaçları karşılandığı sürece değerli olan eşyalardır. Athamas, başka birini arzular arzulamaz Nephele'yi bir kenara itti. Sistemin çarkları, Nephele gibi "bulut kadar hafif" görülenleri, yani sesini yükseltmeyenleri yok saymak üzerine kuruludur. Ama annelik, fırtınayı doğuracak kadar güçlü bir direniştir. O, çocuklarını Athamas’ın o soğuk sarayından kurtarmak için altın postlu bir koçu, sanki gökyüzünden bir parça koparıp yeryüzüne indirir gibi gönderdi. Gerçek kahramanlar madalya takanlar değil, arkalarında bıraktıkları enkaza rağmen sevdiklerini korumaya çalışanlardır güzel yavrum.
Fakat bak, hikaye burada bitmiyor. Olympos'un tepesinde oturanların, kendileri gibi olmayanları nasıl kullandığına şahit ol. İksion, güç sarhoşuydu; tanrıçaların bile kendisine ait olabileceğini sanacak kadar körleşmişti. Zeus ise o kibirli adamı cezalandırmak için, Hera kılığında bir bulut yarattı. Evet, yanlış duymadın. Tanrıların oyunlarında Nephele, yine bir başkasının hırsına kurban edilecek bir "araç" kılıfına sokuldu. O birleşmeden doğan Kentaurlar, belki de sistemin dışladığı, ne tam insan ne de tam hayvan olan o dışlanmışların simgesiydi. Kendi doğasından koparılıp, başkalarının arzularına göre şekillendirilen her varlık, aslında bir Nephele değil midir?
Yıllar sonra Aristophanes, bulutları alaycı bir neşeyle gökyüzünden indirip Sokrates’in etrafında dolandırdı. İnsanlar bulutların değişkenliğini, felsefenin karmaşasına benzettiler. Oysa onlar, tıpkı içtiğim bir kadeh şaraptaki buruk ama berrak nese gibi, hayata başka bir yerden bakmayı bilenlerin görebildiği tek gerçekliktir.
Sana şunu fısıldayayım kıymetli evladım: Gökyüzüne baktığında gördüğün bulutlar, sadece yağmur getiren buharlar değildir. Onlar, kralların unuttuğu, sistemin kullandığı ama asla esir alamadığı ruhların, özgürce yer değiştiren siluetleridir. Kimse seni bir başkasının kurguladığı hikayeye hapseden o "bulut" olmaya zorlayamaz. Kendi formunu, kendi rüzgarınla çiz.