English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Nyks’in kızı Nemesis, ölçüsüzlüğü ve kibri cezalandıran tanrısal öcün sembolüdür. Zeus’tan kaçıp kaz formuna girmiş, adaletiyle gururu yerle bir etmiştir.
Bak evlat, masallarda anlatılmayan bir sır var... Kulaklarını benden yana çevir de sana, Olimpos’un yüksek tahtlarında oturanların o görkemli perdelerinin arkasında nelerin gizlendiğini fısıldayayım. İnsanlar Nemesis’i sadece bir cezalandırıcı, bir intikam tanrıçası olarak bilirler; ama aslında o, güç sahiplerinin o zehirli "ben her şeyin üstündeyim" kibrine tutulmuş bir aynadır.
Nyks’in, yani o uçsuz bucaksız karanlığın kızıdır o. Bilirsin, gecenin karanlığı en çok da ışıkla kör olanları gizler. Zeus denilen o sözde yüce kral, Nemesis’in peşine düştüğünde, bir avcının zayıf bir canlıyı kovalaması gibi değildi bu; o, özgür bir iradeyi kendi boyunduruğuna alma arzusuyla yanan bir zorbanın telaşıydı. Nemesis kaçtı; bir hayvana dönüştü, bir kuşa dönüştü, belki de rüzgarın sesi oldu. Çünkü gerçek özgürlük, gücün o boğucu kollarından kaçabilmektir. Ama zorbalık, Leda’nın hikayesinde olduğu gibi, sonunda bir şekilde kendini dayatır; o yumurtadan çıkanlar, aslında kibrin ve güzelliğin tuhaf bir karışımı olarak dünyaya yayıldılar.
İnsanlar ona 'öç' tanrıçası derler, evet. Erinyslerin gölgesi peşinden eksik olmaz. Ama şunu anla yavrum: Nemesis sadece hata yapanları cezalandırmaz; o, sınırını bilmeyenleri, Hybris yani o kör edici gururla dolanları uyarır. O, aslında "dur, daha ileri gidemezsin, sen de fanisin" diyen sessiz bir vicdandır.
Sana o mermer heykelin hikayesini anlatayım mı, sevgili yolcum? Persler, o büyük ve kibirli ordu, Atina'ya zafer kazanacaklarından o kadar emin gelmişlerdi ki, kendi zafer anıtlarını dikecekleri mermeri bile önceden hazırlamışlardı. Kendi güçlerine o kadar kapılmışlardı ki, Nemesis’in hemen arkalarında bir nefes kadar yakın olduğunu fark etmediler. Pheidias, o meşhur heykeltıraş, o mermeri eline aldığında kibrin nasıl da bir sanat eserine, bir uyarıya dönüştüğünü gösterdi dünyaya. Onların zafer anıtı sandıkları şey, aslında kendi çöküşlerinin tanığı oldu.
Şimdi bir yudum taze şarapla zihnini berraklaştır, güzel evladım. Unutma; dünya, kendine tanrı diyenlerin değil, ölçülü olanların, kibrin pençesine düşmeyip kendi hakikatini koruyanların dünyasıdır. Nemesis her zaman oradadır; en tepedekilerin ayaklarının altındaki çatlağı bekler. Güçlü olanın hatasız olduğunu kim söylemiş? Kibrin olduğu her yerde, Nemesis’in dengesi mutlaka tecelli eder.