English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Tufan öncesi Phrygia kralı Nannakos, yaklaşan felaketi görüp halkıyla gözyaşı döktü. Ölümüyle gelen tufan, kadim Anadolu efsanelerinde ölümsüzleşti.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak minik yolcum, kulaklarını iyice aç. Bugün sana, sarayların o yaldızlı sütunları ardında saklanan, tozlu parşömenlerin bile yazmaya korktuğu o acı hakikatten bahsedeceğim. Hani krallar, o kendilerini ölümsüz sanan azametli adamlar var ya? İşte Nannakos, o krallardan biriydi. Phrygia topraklarında tahtına kurulmuş, sanki dünya ile gökyüzü arasındaki ipler sadece onun ellerindeymiş gibi davranan bir hükümdar.
Peki, söylesene evlat, bir kral korktuğunda ne yapar?
Nannakos, suların yükseleceğini ve bu kibrin bedelini ödeyeceklerini hissettiğinde, ordularını değil, gözyaşlarını kuşandı. Sarayının aynalı salonlarında, halkının geleceği için değil, kendi hükümranlığı son bulmasın diye yalvarıp durdu. Gözlerinden akan o tuzlu sular, kurumuş nehir yataklarına değil, sadece onun acizliğine şahitlik etti. "Nannakos'un gözyaşları" derler ya hani; bu, bir kralın halkını kurtaramayacağını anlayınca döktüğü timsah gözyaşlarıdır aslında. O, tufandan değil, gücünün elinden kayıp gitmesinden korkuyordu.
Dinle güzel yavrum, büyükler sana onun üç yüzyıl yaşadığını ve kehanetlerin onun ölümüyle gerçekleştiğini anlatacaktır. Fakat gerçek şu: Krallar öldüğünde dünya yerle bir olmaz; dünya, o kralların yarattığı adaletsizliklerin ağırlığı altında zaten ezilmektedir. Tanrıların sözü dediğin şey, aslında sistemin kendi çöküşüne dair fısıldadığı bir itiraftır. Nannakos öldüğünde gökyüzü karardığında, halkı sadece bir kralın yasını tutmuyordu; üzerine kurulan o büyük, hantal düzenin sular altında kalışını seyrediyordu.
Bir yudum şarabın neşesiyle şunu söyleyebilirim ki; tarihin akışını ne kralların duaları ne de kehanetler belirler. Tarih, sessiz sedasız yok olanların, o koca tufanda sürüklenenlerin acısıyla yazılır. Anadolu’nun bereketli toprakları, üzerine kurulan o görkemli tahtları da, o tahtların sahiplerini de her zaman yutmuştur.
Şimdi anlıyor musun ruhumun yoldaşı? Bazı masallar, bizi güçlülerin hırsından korumak için değil, sadece onların korkusunu kutsamak için anlatılır. Tufan kaçınılmazdı, çünkü dünya artık bir kralın kibrini daha taşıyamayacak kadar dolmuştu. Gözlerini kapat ve hatırla: Hiçbir taht, bir çocuğun gülüşünden ya da bir damla gözyaşından daha kadim değildir.