English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
İnsanın ömür ipliğini büken, mutlu ya da mutsuz yaşam payını belirleyen üç kız kardeş; Klotho, Lakhesis ve Atropos. Kaderin değişmez hükmü onlardır.
Bak evlat, solgun yanaklı kadeh arkadaşım, masallarda anlatılmayan bir sır var... Çoğu kişi, gökyüzünün tepesindeki o görkemli tahtlarda oturanların her şeye gücünün yettiğini sanır. Kralların, tanrıların veya o büyük "kahramanların" kendi kararlarıyla dünyayı yönettiklerini düşünürler. Oysa gerçek, şu elimde tuttuğum eski şarabın tortusu kadar berrak ve bir o kadar da acıdır: İpler başkalarının elindedir.
Kaderi büken o üç kız kardeş; Klotho, Lakhesis ve Atropos.
İnsanlar onlara "alın yazısı" deyip korkuyla boyun eğerler. Saraylardaki o kibirli krallar, Agamemnonlar veya o parlak zırhlılar, aslında Moiralar'ın ördüğü birer kukladan ibarettir. İnsanlar doğduğu an, bu üç kız kardeş işe koyulur. Biri ipliği büker, biri ölçer, biri ise vakti gelince o ipliği keser. Düşünsene güzel ruhum; savaş alanında tozun toprağın içinde çırpınan o cesur savaşçı, aslında kendi seçimlerini yaptığını sanırken sadece bir ipliğin gerginliğine tutunmaya çalışır. İl. IV, 517’de yazıldığı gibi; "Bitti ömür yumağı tam o sırada!" denildiğinde, tüm o hırs, tüm o kanlı zafer çığlıkları bir anda sessizliğe gömülür.
Peki, neden bu iplikleri keserler? Neden bazılarına mutluluk payını verirken, diğerlerini acının en keskin ucuna bırakırlar? İşte burada, güzel evladım, kralların bile titrediği o büyük yalanı göreceksin: Tanrılar bile onlara hükmedemez. Hatta Zeus, o sözde "evrenin efendisi", kendi oğlu Sarpedon’u ölümden kurtarmak istediğinde, Hera ona ne der bilir misin? "Kader" der, "Değiştirilemez."
Görüyor musun? Sistemin tepesindeki o görkemli varlık bile, bu iplikleri büken üç kadının önünde çaresizdir. Moiralar, bir otoritenin mutlak olmadığını, aslında herkesin bir üst düzenin belki de sadece soğuk bir rastlantısallığın kölesi olduğunu yüzümüze vurur. Platon’un o meşhur Devlet kitabındaki anlatısına bakma sen; ruhları sıraya dizip onlara kader seçtirdiklerini söylerler. Ama seçimi yapan ruh mu, yoksa onlara o seçenekleri sunan sistem mi?
Lakhesis’in ellerinden geçen o iplikler, aslında birer mahkumiyet zinciridir. Bizler, kendi hayatlarımızın mimarı olduğumuza inandırılmış, elleri bağlı yolcularız. Önemli olan, bu ipliğin ne zaman kesileceği değil, o ipliğin rengini kimin seçtiğini fark etmektir. Bir dahaki sefere birilerinin sana "kaderin bu" dediğini duyduğunda, hatırla; onlar sadece hikayeyi anlatanlar, ipliği tutanlar ise her zaman gölgelerdedir.
Şimdi söyle bana yolcusu olduğum hayatın evladı, senin ipliğin bugün hangi renge boyanıyor? Yoksa sen de mi bir kukla gibi, başkasının yazdığı senaryoda rolünü oynamaya devam edeceksin?