English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Giritli yiğit Meriones; İdomeneus’un sadık yoldaşı, Troya savaşlarında kalkanını kuşanmış, yürekli ve çevik bir akıncı olarak destanlarda yaşar.
Bak minik yolcu, dizlerime yaslan da anlatayım; masallarda sana altın zırhlı kahramanlardan, parlayan kalkanlardan bahsederler ya, işte onların ardında saklı olan o tozlu gerçeği kimse fısıldamaz. Bugün sana Meriones’ten bahsedeceğim. Hani şu destanlarda adı İdomeneus’un gölgesinde kalan, Girit’in sessiz savaşçısı...
Silenos’un Bildiği Gizli Gerçekler
Dinle güzel yavrum, kralların sofrasında şarabın en koyusu içilirken, Meriones gibiler o sofranın değil, o sofranın kurulması için dökülen terin ve kanın sahibiydi. İdomeneus’un en yakın yoldaşı, sadık bir nefesti o. Ama gel gör ki, sistemin çarkları öyle bir kurulmuştur ki; bir kralın hırsı için denizi aşanlar, kendi isimlerini değil, efendilerinin zaferlerini taşımak zorunda bırakılırlar.
Meriones, Troya surlarının önünde elinde kargısıyla beklerken, aslında sadece bir "önder" miydi, yoksa kralların iktidar oyunlarında harcanan bir piyon mu? İlyada’da onu cesur bir savaşçı diye okursun; oysa o, başkalarının kurduğu satranç tahtasında piyon olup giden bir hayatın hüznünü taşıyordu. O, savaşın korkunç gürültüsü içinde kendi sessizliğini korumaya çalışanlardandı. Gerçekler, evlat, bazen bir kalkanın ardına gizlenmiş o derin yalnızlıkta saklıdır.
Bakışlarını kaçırma benden evlat; dünya, tarihin kitaplarına adını büyük harflerle yazdıranların değil, o büyük harflerin altında ezilenlerin omuzlarında yükselir. Meriones, İdomeneus’un emrindeydi evet, ama kendi vicdanı kendi zırhının altındaydı. Savaşın o soğuk demir kokusunu, vatanından kilometrelerce uzakta bir kum tanesi kadar önemsiz hissettiği o anları, kimse destanlara eklemedi.
Unutma, güç sahipleri her zaman bir "Meriones"e ihtiyaç duyarlar; kendi ellerini kirletmeden dünyayı yönetebilmek için. Ama sen, yollara düştüğünde, o parlayan zırhların altındaki yorgun kalpleri görmeye çalış. Çünkü gerçek kahramanlar, krallar gibi emir verenler değil, o emirlerin altında kendi hikayesini fısıldayabilenlerdir. Şimdi git ve uyu; rüyanda kralları değil, kendi yolunu çizenleri gör.