English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Biri kibirli Titan soyundan gelen bir sürgün, diğeri ise Akhilleus’un can yoldaşı Patroklos’un babası olan iki farklı Menoitios hikayesi.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak evlat, kulaklarını iyice aç; zira masalların tozlu sayfalarında, o yaldızlı tahtların gölgesinde saklanan ve büyüklerin "tarih" diye yutturduğu yalanların ardında, aslında fısıldanması gereken başka gerçekler var. Bir yudum şarapla damağımı neşelendirirken, sana anlatılmayan o iki Menoitios’un hikayesini fısıldayayım...
Dünya kurulduğunda gökyüzünün efendileri, tıpkı bugünün muktedirleri gibi, kendi düzenlerine karşı çıkan her sesi bir gürültü olarak gördüler. Bak güzel çocuğum, İapetos’un oğlu o ilk Menoitios’u hatırla. Kardeşleri Prometheus ve Atlas gibi, o da göğün tepesindeki o kibirli otoriteye boyun eğmeyi reddetmişti. Zeus denen o şimşek savuran, kendi otoritesine biat etmeyen herkesi karanlığa gömmeyi bir hak sanırdı. O Titan, gururuyla değil, özgür olma arzusuyla parladığı için Erebos’un soğuk boşluğuna itildi. Bugün de öyledir; birileri başını kaldırdığında, tepedekiler hemen o "yıldırımlarını" hazırlar. Özgürlük, bazen karanlık bir boşlukla cezalandırılır, anlıyor musun?
Şimdi de gel, senin gibi bir evladın babası olan o diğer Menoitios’a bakalım. Hani şu sarayların, kralların ve soy ağaçlarının arasında yitip giden adam... İnsanlar onun için sadece "Aktor’un oğlu" veya "Patroklos’un babası" derler. Oysa o, bir babaydı. Oğlu Patroklos, çocukça bir oyunun ortasında istemeden bir arkadaşının sonunu getirdiğinde, Menoitios’un yüreğinde açılan o yarayı hiçbir ozan anlatmadı. Neden mi gönderdi oğlunu uzak diyarlara? Çünkü kralın yasaları sertti, sistem hata kabul etmezdi; ya oğlunu feda edecekti ya da onu Akhilleus gibi "savaşın makinelerine" emanet edecekti.
Sevgili evlat, Patroklos’un Akhilleus’un gölgesinde büyümesi bir tesadüf mü sanıyorsun? O saraylar, çocukları birbirine "can yoldaşı" kılıfı altında savaş meydanlarına sürüklüyor. Menoitios, oğlunu korumak için elinden geleni yaptı ama o büyük kralların çarkları, gencecik ruhları ezip geçmek için zaten kurulmuştu. Patroklos, babasının şefkatinden koparılıp, Akhilleus’un öfkesinin kalkanı olmaya mahkum edildi.
Unutma küçük dostum; krallar, kendi çocuklarını bile bu koca oyunun birer piyonu yapmaktan çekinmezler. Menoitios'lar her zaman bir köşede kalır, yaslarını tutarlar ama tarih, sadece o gürültücü kralların zaferlerini yazar. Sen, o yaldızlı parıltılara değil, gölgede kalanların sessiz çığlığına bak. Gerçek, o sessizliğin içindedir.