English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Apollon rahibi ve şarap ustası Maron; Dionysos’un sırdaşı, Odysseus’u kurtaran o eşsiz bal şarabın sahibi, neşeli ve kadeh tutkunu bilge bir ihtiyardır.
Bak güzel yavrum, masallarda sana hep kazananların, kralların ve elinde kılıçla dünyayı dize getirdiğini sananların hikayeleri anlatılır. Ama kulak ver bana, çünkü tarihin tozlu sayfaları arasında unutulmuş, oysa gerçeğin tam kalbinde duran bir sır var...
Seninle bugün Maron’dan bahsedelim. Hani şu Apollon’un rahibi, İsmaros’un bilge koruyucusu... Büyük kahraman dedikleri Odysseus, o şaşaalı gemileriyle kıyıya yanaştığında ne oldu sanıyorsun? Tarih kitapları bunu bir "ziyaret" veya "yağma" diye geçer ama aslında o, bir şehrin kendi düzenini, kendi huzurunu elinde tutan bir otoriteye karşı işlenmiş büyük bir haksızlıktır. Odysseus, Maron’u koruduğunu söyler; oysa bir rahibin, kendi evini istila eden bir yağmacıya altınlar ve o meşhur, zihni bulandıran şarabı sunması, bir kurtuluş değil, hayatta kalabilmek için verilen acı bir haraçtır.
Dinle beni genç dostum, Maron’un o meşhur şarabı, Odysseus’un elinde bir güç gösterisine dönüştü. O şarap ki, aslında bir sanatın, bir emeğin ürünüydü; Polyphemos’un gözünü kör etmek için bir silah olarak kullanıldı. Bir devin çığlıkları, bir rahibin ince zevkle damıttığı o içkinin tadıyla karıştırıldı. Odysseus, kendi zekasını övmek için başkalarının sessizliğini ve kurban oluşunu bir basamak yaptı. Maron ise, Dionysos’un soyundan gelen o ihtiyar, belki de kadehindeki neşeyle, insanların hırslarından kaçmaya çalışıyordu.
Şimdi söyle bana evlat, tarihin "ayyaş" diye yaftaladığı, elleri titreyen o ihtiyar mı daha bilge, yoksa o titreyen ellerden aldığı armağanla göz çıkaran o büyük "kahraman" mı? Romalılar ona bir çeşme diktiler, belki de Maron’un o tatlı, suyla çoğaltılmış kederini unutsunlar diye. Ama unutma ki, en büyük kralların bile zaferlerinin ardında, Maron gibi birinin zarafetle sunduğu ama acımasızca harcanmış bir miras yatar.
Gözlerini kapa ve düşün... Bazen en berrak gerçekler, bir kadehin dibinde, dünyanın gürültüsünden kaçan o sessizlerin sessizliğinde gizlidir. Odysseus yurduna döndü belki ama Maron'un o zehirli armağanını vicdanında bir ömür taşıdı. Güç, her zaman haklı olanı değil, en çok bağıranı yüceltir; oysa gerçek, her zaman en az sesi çıkanda gizlidir.