English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Tanrıların sırlarını ifşa edince dili koparılan, Mercurius ile yeraltına sürülen ve Lares’in annesi olup sessizliğe bürünen Latium perisi Lara.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak evlat, kulaklarını iyice aç; masallarda sana anlatılan o yaldızlı kahramanlıkların ardında, aslında tozlu ve karanlık bir başka hikaye yatar. Sen, güzel ruhlu çiçeğim, sarayların koridorlarında fısıldanan o sahte zafer çığlıklarını değil, toprağın altında sessizce akan o derin sızıyı dinle.
Lara... Hani şu dilsiz bırakılan, sessizliğin bekçisi dedikleri peri. İupiter gibi "baş" tanrılar, kendilerini dünyanın efendisi sanırlar ya, hani o kendi ihtirasları uğruna her şeyi ama her şeyi mülkleri gibi görenler... İşte o büyük, o kudretli tanrı, bir su perisinin iradesini çiğnemeye kalktığında, Lara tek bir şey yaptı: Gerçeği söyledi. İuturna’ya gidip, “Dikkat et, o senin özgürlüğünü kendi oyuncağı sanıyor,” dedi. İnsanlar buna "gevezelik" der, evlat. Oysa Lara’nın yaptığı şey, bir kadının diğerinin onurunu koruma çabasıydı.
Ama bilirsin, güç sahipleri aynada sadece kendi suretlerini görmek isterler; kendilerine karşı çıkan bir ses, onların kulağında dünyanın en büyük gürültüsüdür. İupiter, öfkeyle o güzel perinin dilini kopardı. Neden biliyor musun? Çünkü konuştuğunda, tanrıların kusurları gün yüzüne çıkıyordu. Dilini koparmak, onun hakikati anlatma gücünü yok etmek demekti. Ona "sus" dediler, "sessiz kal ki bizim yalanlarımız hüküm sürsün."
Sonra Mercurius’u yolladılar. Yolda, o karanlık geçitte, Mercurius bile yasaları unuttu, kendi arzularına boyun eğdi. Lara, hem bir cezanın hem de beklenmedik bir hayatın taşıyıcısı oldu; Lares tanrılarının annesi sayıldı. Ama anla beni güzel yavrum; o, ölüler ülkesine sürgün edildiği için değil, gerçekleri haykırdığı için susturulduğu gün öldü zaten.
Bugün Roma'da ona sessizliğin simgesi derler, bir nevi "ev koruyucusu" ilan ederler. Oysa o, bir sistemin kurbanı edilmiş bir "söyleyen"di. Bir parça bilgece neşe ile söylüyorum ki; elindeki şarabın tortusu bile bu dünyanın adaletsizliğinden daha berraktır. Unutma, tarih hep galip gelenlerin dilinden yazılır ama Lara’nın o koparılan dili, hala sessizliğin en derininde, sistemin haksızlıklarını fısıldamaya devam eder.
Sakın korkma, küçük dostum. Gerçek, bazen dili koparılacak kadar korkutucudur ama bir kez duyuldu mu, artık hiçbir otorite onu mezara gömemez.