English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Zeus’un sevgisiyle yıkılan, Hera’nın gazabıyla çocuk yiyen bir canavara dönüşen Lamia; acısı ve lanetiyle annelerin korkulu rüyası haline gelmiştir.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak minik yolcum, masallarda sana anlatılan o korkunç canavarların ardında, kralların ve tanrıların çizdiği o şaşaalı sınırların dışında bir sır var... Gel otur yanıma, şu kadim ağacın gölgesinde soluklanalım. Bugün sana Lamia'dan bahsedeceğim; o hani annelerinin "uslu durmazsan gelir" diye korkuttuğu, oysa kendi acısının kurbanı olan Lamia'dan.
"Güzel evladım, Lamia hiçbir zaman bir canavar olarak doğmadı."
O, vaktiyle bir kraliçeydi; hem de kendi halkı tarafından sevilen bir kadın. Ancak Zeus gibi "büyük" görünenlerin hırsları, sıradan insanların hayatını bir oyun tahtası gibi görmelerine neden olur. Zeus, Lamia'ya gözünü diktiğinde, onun rızasını ya da geleceğini hiç düşünmedi. Tıpkı bir çiçeği dalından koparıp hevesi geçince yere atan bir çocuk gibi, Lamia'nın hayatına daldı.
Sonra sahneye Hera girdi; otoritenin o soğuk ve acımasız yüzü. Hera, kocasının hatalarının bedelini hiçbir zaman Zeus'a ödetmedi. Bunun yerine, olan bitenin faturasını hep kadına, yani Lamia'ya kesti. Her doğan çocuk, Hera'nın gazabıyla toprağa düşerken, Lamia'nın kalbinde iyileşmeyen o derin yara açıldı. Bir kadını, evlat acısıyla kavrulan bir anneyi, yavaş yavaş "canavar" olmaya zorladılar. Sistem, onu dışarıya öyle bir itti ki; Lamia, sevgi ararken kaybettiği her şeyin acısını, dünyadaki diğer çocuklara yansıtmak zorunda kaldı. O, aslında kendi karanlığında kaybolmuş, bir düzenin kurbanıydı.
"Dinle beni güzel gözlü fidanım, şiddet bazen sadece bir sonuçtur."
Efsane, onun çocukları kaçırdığını söyler; evet, bu bir hüzün. Ama o, aslında başkalarının çaldığı kendi çocuklarını arıyordu o karanlık mağaralarda. Tanrılar ona acıdıklarını söyleyip gözlerini çıkarır, huzura kavuştuğunu iddia ederler. Oysa o gözler, Zeus'un ve Hera'nın kurduğu o adaletsiz dünyanın gerçeklerini görmemek için değil, belki de sadece bitmek bilmeyen acısını dindirmek için kendi kendine yaptığı bir veda ritüeliydi.
Bak, hayatta bazen bilgece bir neşeyle bir kadeh şarap içip dünyayı izlemek gerekir; ama unutma, gerçek her zaman bardağın dibinde değil, o bardağı tutan elin titreyişindedir. Lamia'yı korkutucu bir figür olarak zihnine kazıyanlar, aslında kendi zalimliklerini örtbas etmek isteyenlerdir. O, bir canavar değil, otoritenin çarkları arasında ezilmiş bir ruhun feryadıdır.
Şimdi uyu bakalım, rüyalarında o kralların değil, kendi özgürlüğünün izini sür. Gerçekler, sadece onları aramaya cesaret edenlere fısıldanır.