English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Kadmos’un torunu, Thebai kralı. Laios’un babası ve Oidipus’un dedesi olarak, talihsiz soyuna adını veren köklü ve hüzünlü bir hanedan öncüsüdür.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak güzel evlat, dizlerimin dibine otur da dinle; tarihin tozlu sayfalarında kralların soy ağaçları altın harflerle parlatılır ama o dalların altında ezilen köklerden kimse bahsetmez. Masallarda anlatılmayan bir sır var, kulaklarını iyice aç.
Senin o kitaplarda Labdakos diye okuduğun kişi, hani şu Thebai tahtında oturup kendisine "kral" dedirten adam... Sanırlar ki o soylu bir ağacın parlak bir meyvesiydi. Kadmos’un torunu, Harmonia’nın kanını taşıyan biriydi o. Ama gerçek, saray duvarlarının ardındaki o soğuk taştan daha katı. Labdakos, sadece bir isim değildi evlat; o, kendi hırsının ördüğü kafese tünemiş bir kuştu.
Otorite dediğin şey, bir insanın ismini bir şehrin kaderiyle mühürlemesidir. Labdakos, Thebai halkının değil, kendi adının esiriydi. O, sadece "kral" değildi; o, kendisinden sonra gelecek olan Laios’un o karanlık kibrine, Oidipus’un o hiç bitmeyecekmiş gibi görünen ıstırabına tohum atan ilk eldi. İnsanlar onu görkemli bir baba figürü gibi hatırlar ama o, sistemin dişlilerini biraz daha yağlayan, kendi otoritesini mutlak sanan bir zavallıdan başkası değildi. Bir insanın adını bir soyadı gibi kuşaklara dayatmak, aslında o çocukların kaderine kendi başarısızlıklarını zincirlemekten başka nedir ki?
Bak küçük yolcu, hayat bazen elimizdeki kadehteki o az miktardaki şarabın neşesi gibi kısa sürer; Labdakos da kendi görkemli iktidarının tadını çıkarırken, arkasında bıraktığı o kırık dökük hayatları görmedi. Güç, sahiplerinin gözünü öyle bir boyar ki, sistemin başkalarını nasıl öğüttüğünü fark etmezler. Oidipus’un trajedisi, aslında Labdakos’un o gün kurduğu o kusurlu tahtın bir uzantısıydı. Bir kralın hataları, sadece onun değil, hiç tanımadığı torununun bile yoluna çıkan taşlar olur.
Gerçek şudur ki evlat; hiçbir unvan, bir insanın kendi vicdanından daha üstün değildir. Kral dediklerine bakıp da büyülenme, çünkü o tahtlar bazen en büyük hapishanelerdir. Sen kendi yolunu çiz, kimsenin soy ağacına düğümlenme. Şimdi git, rüyanda o sarayların değil, kendi özgürlüğünün izini sür.