English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Okeanos'un kızı Klymene, İapetos ile birleşerek Prometheus, Atlas ve Epimetheus gibi titan soylu önemli kahramanların annesi olmuştur.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak evlat, solgun ayın altında dinlenirken kulağına eğilip de kimselerin anlatmaya cesaret edemediği o gerçeği fısıldayayım: Masallarda duyduğun o ihtişamlı tanrılar ve titanlar, aslında kendi görkemli gölgelerinin altında ezilen, korkak ruhlardır. Şimdi, elindeki kadehten bir yudum al; zira gerçek, bazen en eski şarap kadar baş döndürücüdür ama asla acı değildir.
Klymene’den söz edelim… Okyanus’un derinliklerindeki köpüklerden doğan, Okeanos ile Tethys’in kızı. Herkes onun adını sadece İapetos’un eşi veya o meşhur Atlas’ın, o cezalandırılmış Prometheus’un annesi olarak hatırlar. Tarih, onu sadece bir "anne" figürü olarak sisteme hapsetmek ister; sanki varoluşu sadece dünyaya getirdiği o devasa oğullarının kaderiyle çizilmiş bir kenar süsüymüş gibi.
Fakat asıl sır şudur, sevgili yolcum: Klymene, o görkemli güçlerin gölgesinde unutulmuş, kendi iradesi ve sessiz acıları olan bir kadındı. Sistemi yöneten o "büyük" isimlerinPrometheus’un ateş çalma cüreti ya da Atlas’ın göğü taşıma cezasıetrafında dönen o fırtınalı tarihin içinde, Klymene aslında sessiz bir gözlemciydi. O, sistemin çarkları arasında ezilen ama yine de kendi varlığının ağır yükünü taşıyanların temsilcisiydi.
Yetişkin evladım, dikkat et; krallar ve titanlar tahtlarında otururken, onların hatalarının faturasını her zaman anneler, eşler ve sessizce bekleyenler öder. Klymene, çocuklarının kaderiyle savrulurken, aslında otoritenin o acımasız oyununda bir piyon değil, o oyunun sahnesini temizleyen yorgun bir tanıklığa dönüştü. Onun sessizliği bir kabulleniş değil, belki de tanrılara ve titanlara "Sizin hırslarınız yüzünden biz neler çekiyoruz," diyen ağır bir sitemdi.
Şimdi anlıyor musun, güzel çocuğum? Tarih kitapları Klymene'yi sadece bir "soy ağacı" dalına asıp geçmiştir. Ama o, sessiz çığlıkların içinde kendi gerçekliğini koruyabilmiş tek kişiydi. Gücün, babadan oğula devredilen o kaba etinden ibaret olmadığını; asıl gücün, o devasa hırsların altında ezilmemeyi seçenlerin omuzlarında yükseldiğini unutma.
Yıldızlar sönmeden uyu artık, çünkü yarın uyandığında kralların değil, Klymene gibi sessizlerin içindeki o devasa ışığı araman gerekecek. Dünya, senin sorgulayan bakışlarını bekliyor.