English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Trakya kralı Tereus ile Prokne’nin trajik sonlu oğludur. Aile içi ihanetin ve acı dolu intikamın sembolü olan Attika efsanesinin masum kurbanıdır.
Bak güzel yavrum, şarabın tortusunda parlayan o eski yalanların ötesinde, masallarda sana hiç anlatılmayan, üzerine toz kondurulmayan bir sır var...
Dünya, tarih kitaplarının "büyük kral" diye alkışladığı adamların, kendi kibirleri uğruna en masum çiçekleri nasıl koparıp attıklarını gizlemek için kurulmuş kocakarı masallarıyla dolu. Sana Trakya Kralı Tereus’tan bahsediyorlar mı? Genelde onun adını bir "hükümdar" olarak anarlar, değil mi? Ama o, krallık tacının ağırlığı altında ezilen vicdanıyla değil, sadece kendi arzularının kölesi olan bir adamdı. Tereus, bir saray koridorunda yaşayan herhangi biri değil; o, kendi gücünü bir kalkan gibi kullanıp, başkalarının hayatlarını bir oyun hamuru gibi yoğurmaya çalışan o kadim otoritenin bir timsaliydi.
Ve bir de küçük İtys var... Zavallı İtys. Hani o sarayların pırıltılı duvarları arasında, yetişkinlerin karanlık oyunlarını anlamadan büyüyen küçük çocuk. İtys, annesi Prokne’nin, yani Pandion’un kızının gözbebeğiydi. Ama kralların hırsları, annelerin sevgisinden daha mı büyüktü sanıyorsun evlat? Asla. Sistem, en savunmasız olanı kendi karmaşasının içine çeker ve sonra da onu bir trajediye dönüştürür. İtys, babasının yanlış kararlarının ve annesinin o derin, çaresiz öfkesinin kurbanıydı. Saray erki, sadece kılıçla değil; bazen böyle sessiz, hüzünlü ve telafisi olmayan kopuşlarla da insanı yaralar.
Evlat, unutma; o devasa sarayların derinliklerinde yankılanan her sessiz çığlık, aslında bir gün yıkılacak olan o görkemli duvarların çatlağıdır. İtys’in öyküsü sana bir hükümdarın hatasız olmadığını, gücün el değiştirdiğinde veya kirlendiğinde en çok en masumların yandığını hatırlatsın. Tarih bazen şarabın neşeli köpüğü gibi görünür ama dibinde hep bir burukluk, hep bir veda saklıdır.
Şimdi söyle bana evlat, sarayın parıltısı mı daha gerçektir, yoksa o tozlu duvarların ardında kalan minik bir çocuğun hüznü mü? Gerçeği bulmak, kralların tahtına değil, o tahtın gölgesinde unutulanların gözlerine bakmaktan geçer.