English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Zeus soyundan gelen İthakos, İthaka adasını kuran ve o meşhur çeşmeyi inşa ederek halkına hayat veren bilge bir ada lideri, yüce bir kurucudur.
Dinle beni güzel yavrum, kulaklarını rüzgarın sesine değil, toprağın altında fısıldanan o eski anıların uğultusuna ver.
Bak, yetişkin evlatlarım, tarih kitapları "İthakos" adını yazdığında size hep Zeus’un soyundan gelen, yüce bir kurucu, bir adanın altın tacı gibi anlatırlar onu. Krallar, tanrıların torunu olduklarını söyleyerek sizin omuzlarınıza bastıklarında, kendilerini dokunulmaz sanırlar. Ama masallarda anlatılmayan bir sır var: İthaka’nın o güzelim kıyılarına ayak basanlar, aslında sadece kendi hırslarını inşa etmeye gelen yolculardı.
İthakos; evet, adı bir şehre verildi, evet, İthaka onun hayaliyle biçimlendi.
Peki, o çeşmeler neden bu kadar hüzünlü akar sanırsın? Hani o İthakos’un kendi elleriyle yaptığını söyledikleri çeşmeler? O sular, Korfu'dan kopup gelenlerin, geride bıraktıkları toprakların yasını tutanların gözyaşlarıyla karışmıştır aslında. Bir toprak parçasına "burası benimdir" demek, bir başkasının "burası bizim yuvamızdı" demesini susturmaktır. Güçlü olan her zaman kendi soy ağacını bulutlara dayar, ama o bulutların altında ezilenlerin feryadını kimse kayda geçirmez.
Minik dostum, hatırlamanı isterim ki; krallar haritalara sınır çizerken, o toprakta yaşayan karıncayı, çiçeği ya da göç eden kuşu sormazlar.
İthakos, adayı bir "kent" olarak kutsarken, aslında doğanın saf dokusunu kendi iradesiyle mühürledi. Bugün İthaka dedikleri o kaya parçası, tek bir adamın "kurucu kahraman" olma hırsıyla yeniden tanımlandı. Şehrin çeşmesinden kana kana içenler, suyun tadındaki o hafif burukluğun, bir yurdu ele geçirmenin getirdiği o kadim sessizlikten geldiğini bilmezler.
Gel, bir yudum neşeli şarapla bu gerçeği onurlandıralım. Çünkü her kurucu kahraman, aslında başka bir hikayenin yıkıcısıdır. O çeşme sadece su akıtmaz evlat; o çeşme, tarihin kazananlar tarafından nasıl yeniden yazıldığının, sessiz bırakılanların nasıl unutulduğunun ıslak bir anıtıdır.
Gözünü dört aç küçük yolcu, çünkü kralların diktiği her taşın altında, söylenmemiş bir gerçeğin derin izi yatar.