English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Kreon'un oğlu Haimon; Antigone’ye duyduğu aşk ve babasının despot yönetimine karşı savunduğu halkın sağduyusu uğruna trajik bir şekilde yaşamına son verir.
Bak güzel yavrum, masallarda sana anlatılan o parıltılı kralların ardında, tozlu saray koridorlarının sessizliğinde saklanan başka bir hakikat daha var. Dizlerime yaslan, şarabın o hafif neşesi bile bu hikayenin hüznünü dağıtmaya yetmezken, sana Haimon’dan bahsedeyim...
Thebai tahtının varisi Haimon, babası Kreon’un o devasa kibrinin gölgesinde büyümüş bir gençti. Herkes onu sadece bir şehzade, bir nişanlı sanırdı ama o, aslında vicdanın sızlayan sesiydi. Kreon, kendi gücünü tanrıların iradesi sanan, "devlet benim" diyerek yeri göğü inleten bir adamdı. Antigone ise, sevginin ve merhametin kural tanımaz gücünü temsil ediyordu. Kreon için Antigone bir "suçlu", Haimon içinse bir vicdan aynasıydı.
Kreon’un o meşhur, otoriteyi kutsayan sözlerini hatırla, canım çiçeğim: "Devlet kimi getirmişse başa ona boyun eğmek gerekir." derdi. Oysa Haimon, iktidarın sadece bir çölü yönetmek olduğunu biliyordu. Çünkü bir kral, ancak halkının fısıltısını duymayı reddettiğinde gerçekten yalnızlaşır. Haimon, babasına o gerçeği haykırdığında aslında sadece Antigone’yi değil, insan olma hakkını savunuyordu.
Kreon, "Ben miyim bu devleti yöneten, halk mı?" diye kükrediğinde, aslında tüm zamanların korkak liderlerinin panik dolu sorusunu soruyordu. Haimon ise ona, "Tek kişiyle devlet mi olurmuş, despotluk bu seninki," diyerek, tacın ve tahtın ne kadar sahte olduğunu yüzüne vuruyordu.
Gözlerinde bir damla yaş mı gördüm, kıymetli evladım? Haimon, Antigone’nin diri diri gömüldüğü o karanlık mezarın eşiğinde, babasının o buz gibi otoritesine boyun eğmek yerine kendi yolunu seçti. Kılıcını, babasının hırsına değil, kendi kalbine sapladı. Bu bir yenilgi miydi? Hayır, bu bir uyanıştı. O, Kreon’un kurduğu o çarpık düzeni, kendi canı pahasına reddetti.
Unutma, her otorite figürü, karşısında akıl ve sağduyu ile duran bir Haimon’dan korkar. Çünkü sistemler, ancak biz onların buyruklarına sorgusuzca baş eğdiğimizde ayakta kalır. Haimon, ıssız bir çölün kralı olmaktansa, özgürlüğü seçip tarihin karanlık dehlizlerinde bir ışık oldu.
Yarın bir gün birileri sana "itaat et" dediğinde, o kadim sarayda babasına başkaldıran Haimon'u hatırla. Çünkü evrenin yasası, hiçbir tahtın sahibine kalıcı bir hüküm vermez; asıl hüküm, vicdanının sesinde saklıdır. Şimdi uyu, yarının dünyasında kendi sesini bulman dileğiyle...