English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Fatum, Roma mitolojisinde kaderi simgeleyen, tanrı sözü anlamına gelen varlıktır. Sonraları dişi Fata'lara dönüşerek perilerin kökenini oluşturmuştur.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak minik yolcum, masallarda anlatılmayan bir sır var... Diz çökmüş insanların parşömenlere kazıdığı o ağır, sarsılmaz dediği "Kader" aslında sadece korkakların sığındığı bir limandır. Şimdi şu yorgun ihtiyarın gözlerinin içine bak, zira bugün sana, gökyüzündeki o sözde kudretli tanrıların neden sadece insanların "Fatum" dediği o ipe sarıldıklarını fısıldayacağım.
Fatum, yani o meşhur alın yazısı... Latince'de "fari" kelimesinden gelir, yani "konuşmak", "söylemek". Ama kimin sözü evlat? Bak, koca krallar, saraylarında ziyafet verirken halkın sofrasına ne düşeceğini belirlemek için bu kelimeyi bir kalkan gibi kullanırlardı. "Tanrı buyurdu, kader böyle," derlerdi. Sen sanıyor musun ki o tahtta oturan Agamemnonlar, kendi hatalarının bedelini ödememek için arkasına saklanacak bir görünmez el aramadılar? Buldular da. Adına Fatum dediler ki, kimse çıkıp da "Bu senin hırsın, bu senin kanlı seçimin!" diyemesin.
Zamanla, sistemin çarkları biraz daha değişti. Antik Yunan’ın o keskin gözlü tanrıçalarıyla harmanlanınca, bu "söz" dişi bir kimliğe büründü; Fata oldu. İnsanlar, Sibylla gibi aslında gerçekleri gören ama sistemin dilini kullanmaya zorlanan kadınları heykellere hapsedip, onları "kaderin hizmetkarları" gibi gösterdiler. Oysa onlar, sistemin o boğucu labirentinde sadece birer rehberdi, zincir değil. Hatta bugün "peri" dediğimiz o masalsı fée kelimesinin kökeni bile, bu kadim gizemden, Fata'dan gelir.
Dinle küçük zihnim, bazen hayatın sana dayatılan bir "genius"u, yani sana atanmış bir cini olduğunu söylerler. Sen doğduğunda sana bir rota çizildiğini, senin bir Fatus'un, yani erkek kaderin olduğunu fısıldarlar. Sakın kanma. Bu, senin hür iradeni, o pırıl pırıl zihnini köreltmek isteyenlerin uydurduğu bir oyundur. İnsan kendi kaderini yazabilecek güce sahipken, birilerinin gelip "Bu senin yazgın" demesi, sadece senin adımlarını yavaşlatma çabasıdır.
Şu elimdeki kupada birazcık şarap var; tadı neşeli, ama gerçeğin kendisi bazen biraz buruktur evlat. Kader denilen şey, aslında sadece senin, benim ve o unutulmuşların sessizce ördüğü bir dokumadır. Önemli olan o ipleri kimin tuttuğu değil, o iplerin senin boynuna mı dolanacağı yoksa bir yelken mi olacağıdır. Şimdi git ve kendi hikayeni, kimsenin "yazgı" diye paketleyemeyeceği kadar özgürce yazmaya başla. Otoritenin sessiz kıldığı o Fata'ların, aslında kimseye hesap vermeyen o kadim seslerini duyabilirsen, özgürsün demektir.