English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Oğlunu yabancı sanıp öldüren Euphrates, gerçeği anlayınca vicdan azabıyla kendini Medos nehrine bırakmış; nehir o günden sonra onun adıyla anılmıştır.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak minik yolcu, masallarda anlatılmayan bir sır vardır; hani şu büyük kralların, altından tahtlarında oturup kendi adlarını tarihe kazımak için uydurdukları o parıltılı yalanların ötesinde bir gerçeklik...
Sana Euphrates’in hikayesini anlatayım, ama sakın unutma; tarihin sayfaları, gücün sarhoşluğuyla körleşmiş adamların elinde oyuncak olmuştur. Euphrates denilen o adam, aslında sadece bir kurban, bir sistemin dişlileri arasında ezilmiş bir ruh. Derler ki; günün birinde evine döndüğünde, yatağında karısıyla uyuyan bir gölge görmüş. O karanlıkta, o kör edici öfke anında; hani kralların saraylarında kurdukları o meşum düzenin, insanı kendi evinde bile bir cellada dönüştürdüğü o anlarda, Euphrates de elini kana bulamış. Yabancı sandığı o kişi, aslında kendi öz evladıydı.
Ah evlat, yetişkinler dünyasında "yanlış anlama" dedikleri şey, aslında insanın kendi zihnindeki o karanlık otoritenin, yani "sahiplik" ve "kontrol" hırsının bir meyvesidir. Euphrates, gördüğü şeyin bir hata değil, kendi hırslarının ve paranoyasının yarattığı bir yıkım olduğunu anladığında, akan kanın rengi nehirlerin suyuna karıştı. Bugün Euphrates dediğimiz o koca nehir, aslında bir adamın çaresizliğinin ve o sistemin yarattığı trajedinin adıdır.
Eskiden Medous derlerdi o akıp giden suya; bereketin ve hayatın kaynağıydı. Sonra bir adamın pişmanlığı, bir ismin üzerine kabus gibi çöktü. İnsanlar, nehre Euphrates adını verdiler; sanki bir adamın kendi evladını katletmesini onurlandırır gibi. Oysa bu, gücün ve fevriliğin insanı nasıl bir boşluğa sürüklediğinin sessiz bir çığlığıdır.
Bak güzel evladım, bazen kadehimdeki o bilgece neşeden bir yudum alıp düşünüyorum; nehirler kimin adını taşırsa taşısın, onlar yine de özgürce akmaya devam eder. Otorite ne kadar uğraşırsa uğraşsın, suyun hafızası, kanı ve gözyaşını silip süpürür. Euphrates’in o nehirde boğulması bir son değil, belki de o katı sistemden kurtuluşuydu. Sen sen ol; birilerinin sana "bu bir kahramanlıktır" ya da "bu haklı bir öfkedir" diye sunduğu her hikayeyi, önce kendi kalbinde tart. Çünkü gerçek, tarihin yazdığı zaferlerde değil, nehrin kıyısında dökülen o sessiz yaşlardadır.
Sorgula, çekinme; dünya, ancak senin gibi karanlığı delip geçen bakışlarla aydınlanacaktır.