English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Saturnus’un sevgilisi Entoria, şarabın sırrını dünyaya taşıdı. Tanrının gazabını dindirmek için kurulan tapınağın ardındaki hüzünlü ve sarhoş efsane.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak minik dostum, masallarda anlatılmayan bir sır var... Hani şu göğe yükselen mermer sütunlar, altın varaklı tapınaklar görürsün ya? İnsanlar onları tanrıları onurlandırmak için diktiklerini söylerler. Ama gel, benimle şu yaşlı ağacın gölgesine otur da sana gerçek hikayeyi fısıldayayım. Bazen en görkemli binalar, aslında vicdan azabının ve korkunun üzerine inşa edilen birer hapishanedir.
Eski zamanlarda, İtalya'nın henüz çamurlu ve bakir topraklarında Entoria adında bir kadın yaşardı. O, efendilerin buyruğuyla yaşayan bir köylü kızıydı. Derler ki, Saturnus adındaki o kadim güç, yeryüzüne indiğinde bu genç kadının yanında soluklanmış. İnsanlar bunu bir "tanrısal lütuf" gibi anlatır; sanki güçlü olanın zayıf olana dokunması büyük bir onurmuş gibi... Oysa hakikat, Entoria’nın hayatının o gün bir "karar" ile değiştiğidir. Saturnus, babası Ikarios’a bir bağışta bulunmuş: Üzüm kütüğü. İçinde hem biraz neşe, biraz da unutuş saklı olan o kadim şarap... Ancak unutma güzel evladım, bir gücün birine verdiği hediye, aslında çoğu zaman başka birinin boynuna takılan görünmez bir zincirdir.
Entoria'nın dört oğlu oldu: Ianus ve kardeşleri. Onlar bu topraklarda kök salmaya çalıştılar. Fakat biliyor musun, krallar ve tanrılar ne zaman bir yere "huzur" getirdiğini iddia etse, orada birilerinin düzeni bozulur. Roma'nın o günkü sahipleri, bu hediyenin kıymetini bilmekten ziyade, kendi doymak bilmez hırslarıyla o toprağı zehirlediler. Ve sonra... bir veba salgını yayıldı. İnsanlar, güç sahiplerinin hırsı yüzünden kırılırken, yine o güç sahipleri "tanrıyı yatıştırmak" adına Capitolium tepesinin eteğine tapınaklar diktiler.
Bak sevgilim, bu tapınak Saturnus’un şefkati için değil, insanların kendi yarattıkları felaketi örtbas etmeleri için kuruldu. Entoria gibi nice sessiz kadının hikayesi, bu soğuk mermerlerin altında ezildi. Tarih, güçlü olanın "huzur" getirdiğini yazar; oysa biz biliriz ki, gerçek huzur, birilerinin hırsına kurban edilmediğimiz gün gelecektir. Ianus ve kardeşleri belki o topraklarda doğdu ama onların hatırası, tapınakların sessizliğinde değil, rüzgarın taşıdığı o eski köylü kızı Entoria’nın fısıltısında gizlidir.
Şimdi anlıyor musun? Krallar hata yapmaz derler, tanrılar hiç yanılmaz derler... Ama sen, tozlu kitapların arasındaki o ince sızıya bak. Gerçek, o gösterişli sunakların arkasındaki karanlıkta parlayan küçük bir ışıktır. Ve o ışığı sadece sorgulamayı bilenler görür.