English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Epeiros Kralı Ekhetos, kendi kızına işkence eden zalim bir tiran olarak bilinir. Gözlerini kör ettiği kızına, asla öğütülemeyecek tunç taneleri vermiştir.
Bak evlat, masallarda anlatılmayan bir sır var... Bugünün yetişkinleri, senin "evlat" dediğim güzel ruhum, kralların tahtlarına bakıp onları gökyüzündeki yıldızlar kadar parlak sanırlar. Oysa krallık, bazen sadece bir insanın kendi içindeki karanlığı, başkalarının gözyaşlarıyla besleme oyunudur. Gel, sana Epeiros’un gölgelerinden gelen, adını tarihin tozlu sayfalarında bir "kötü adam" diye geçiştirdikleri Ekhetos’un anlatılmayan hikayesini fısıldayayım.
"Güç, haklı olduğunu sananların elinde neye dönüşür biliyor musun? Bir iğneye."
Ekhetos, kralların "güçlü" diye övündüğü ama aslında korkaklığını baskıyla gizleyen bir adamdı. Tarih kitapları onu zalim diye anar, evet, ama kimse sormaz: Neden? Kendi kızının kalbinin sesini dinlemesinden, sevgiye sığınmasından o kadar korktu ki; sevgilisiyle vakit geçirdiği için o gözlere tunçtan iğneleri batırırken aslında kendi iktidarının sarsılmasından duyduğu dehşeti gizliyordu.
"Karanlık, sadece görmemek değil; birinin dünyasını ışığından mahrum etmektir."
Sistemin çarkları bazen öyle acımasız döner ki, Ekhetos kızını bir kuleye hapsettiğinde ona imkansızı vaat etti. "Bu tunç arpa tanelerini öğütüp un yaparsan, gözlerin açılacak," dedi. Zavallı kız, imkansız bir görevle ömrünü öğütmeye zorlanırken, aslında babasının otoritesinin ne kadar çürük olduğunu bilmiyordu. O tunç taneleri hiçbir zaman un olmayacaktı, çünkü Ekhetos onun tekrar "görmesini" değil, sadece itaat ederek yok olmasını istiyordu.
Şimdi söyle bana yolcusu olduğum hayatın güzel çocuğu; kralların "düzen" dediği bu sistemde, asıl karanlıkta kalan kim? Gözleri iğnelerle kapatılan mı, yoksa vicdanını koltuğuna kurban eden Ekhetos mu? Bazen bilgece bir neşe ararım, ağacın altında bir yudum şarapla evrenin düzenini düşünürken, aslında insanın içindeki o küçük Ekhetos'un, başkalarının hayallerini nasıl öğüttüğünü görür ve kederlenirim.
Tarih, kazananların yazdığı bir masaldır. Ama gerçek, her zaman o kuledeki kızın sessiz çığlığında gizlidir. O çığlığı duyabildiğinde, artık kralların tahtlarına değil, insanların kalplerine bakmayı öğreneceksin.