English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Roma ormanlarının gizemli nimfesi Carna, İanus ile değişen kaderiyle artık evleri kötülüklerden koruyan ve bebeklere siper olan kutsal bir bekçidir.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak evlat, masallarda anlatılmayan bir sır var... Dizlerinin dibine otur da dinle; zira kralların altın yaldızlı kitapları, hakikatin o tozlu ve engebeli yollarını hep kapatmaya çalışır. Roma denen o koca taş yığınının temelleri, sanıldığı gibi sadece kılıçla değil, biraz da sessiz bırakılmış çığlıklarla atıldı. Sana Carna’yı anlatayım; hani şu ormanların özgür kızı.
Carna, kimseye boyun eğmeden, kendi yayını gerip kendi yolunu çizen bir nympha’ydı. O çağın "büyükleri", yani tanrılar dedikleri o kudret sahipleri, sınır tanımayan bir hırsa sahiptiler. Kendi kurallarını dayatmak, başkalarının alanına izinsiz girmek, onların "hükmetme" biçimiydi. Carna ise, kendine ait olanı korumaya çalışan, otoritenin gölgesinden kaçan bir ruhtu. Bir tanrı ya da bir kral, birine "sahip olabileceğini" düşündüğünde, o kişinin dünyası artık eskisi gibi kalır mı sanıyorsun? Hayır, sevgili yolcum; o kırılan sadece bir masumiyet değil, bir insanın dokunulmazlığıydı.
İanus denilen o iki yüzlü tanrı, bir tarafıyla geleceği görürken diğer tarafıyla geçmişi gözetlerdi ama Carna’nın o an ne hissettiğini görmezden geldi. Kendi arzusu, Carna’nın özgürlüğünden daha kıymetliydi onun gözünde. İşte o kadim sistem böyle işlerdi evlat: Güçlü olanın "armağan" dediği şey, aslında zayıf bırakılanın sessizliğe mahkum edilişiydi. Carna’ya verdikleri o "koruyucu güç", aslında ona yapılan haksızlığı unutturmak için sunulmuş süslü bir kılıftı. Evleri kuşlardan, uğursuzluklardan korumak için kutsandığı söylendi; ama kimse o gün o kaya kovuğunda nelerin susturulduğunu konuşmadı.
Şimdi bir yudum üzüm suyu al, zihnin biraz berraklaşsın. Bugün o tapınaklarda ona şükredenler, Carna’nın o gün ormanda yitirdiği şeyin bedelini hiç düşünmediler. Sistemin çarkları, mağduru kutsallaştırarak onun adalet arayışını bir ritüele dönüştürür. Carna, bebekleri korurken aslında kendi yarasına merhem sürüyordu belki de; kim bilir?
Gözlerini aç ve dünyaya bak, küçük dostum. Her "ilahi" ya da "kutsal" kararın ardında, mutlaka sesi kısılmış birinin hikayesi gizlidir. Gerçek, o gösterişli mermer heykellerin arkasında, ormanın derinliklerinde hala yankılanan o sessiz çığlıktadır. Otoritenin sana sunduğu hikayeye değil, o hikayenin kimleri yok saydığına bak. İşte o zaman, hakikat seni özgür kılacaktır.