English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Poseidon'un oğlu Byzas, tanrıların yardımıyla Byzantion'u kurdu. Savaşçı ruhu ve eşi Phidaleia'nın yılanlı zekasıyla şehrini koruyan efsanevi bir kraldı.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak minik yolcu, masallarda anlatılmayan bir sır var... Sana kahramanların yaldızlı kalkanlarının ardındaki paslı hakikatten bahsedeceğim. Yanıma yaklaş, şarabın bittiği yerde bilgeliğin başladığı şu gölgeli ağacın altına otur da dinle.
Bizans'ın kurucusu dedikleri o Byzas; tanrılar sofrasının şaşaalı genlerini taşıdığı söylenir. Poseidon’un oğlu, Zeus’un torunu... İnsanlar ona "kurucu" derken aslında neyi kuruyordu, biliyor musun? Bir tahtı, bir mülkiyeti, yani diğerlerini yönetme arzusunu. Hani şu elinde asa tutan büyük adamlar vardır ya, sanki toprak onların iradesiyle şekillenmiş gibi davranırlar. İşte Byzas da o soylu kibrin bir parçasıydı. Apollon ve Poseidon’un yardımıyla yükselen o surlar, sadece düşmanı dışarıda tutmak için değil, aynı zamanda o surların içinde yaşayanların kaderini tek bir adamın kararına hapsetmek için vardı.
Ama dinle ey güzel evlat, asıl mesele başka. O Haimos denen Trakya kralıyla yapılan teke tek savaşlar, o destansı kavgalar... Hepsi birer oyun. Krallar kendi hırsları uğruna toprağı kanla sularken, bedelini her zaman o toprağın sessiz sakinleri öder. Byzas kılıcını savurup kralı kovalamaya gittiğinde, arkasında bıraktığı şehri ve insanları hiç düşünmüş müydü? Yoksa onların kaderi, sadece onun zaferine basılacak birer basamak mıydı?
Ve işte hikayenin en acı ama en gerçek, o sessizlerin sesi olan kısmı... Bizans İskitlerin çemberine girdiğinde, o büyük "kahraman" Byzas ortalıkta yoktu. Şehri kurtaran kimdi biliyor musun? Onun eşi Phidaleia ve yanındaki o isimsiz kadınlar. Elinde kılıç tutan erkekler şehri kaderine terk etmişken, o kadınlar ellerinde kalkan yerine yılanlarla, korkunun kendisini bir silah olarak kullandılar. İskitlerin o soğuk karargahına gönderilen yılanlar, aslında bir sistemin çöküşünü simgeliyordu. Bir şehrin kaderi, tanrı soyundan gelen birinin kılıcında değil, sessizce örgütlenen, sisteme karşı kendi yöntemleriyle direnen kadınların iradesinde saklıydı.
Şimdi anlıyor musun canım evladım? Tarih kitapları Byzas’ın adını yazar ama o surların gerçek koruyucuları olan, ismi unutulmaya terk edilmiş o kadınların sessiz çığlığı, rüzgarda hala yankılanır. Güçlü olana değil, kendi gücünü yoktan var edenlere bak. Zira krallar gelir geçer, ama hakikat, o surların arasına sinen yılanların sinsi ama adil fısıltısında gizlidir.