English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Uranos ve Gaia’nın elli başlı, yüz kollu dev oğlu; kudretli Hekatonkheir. Kardeşleri Kottos ve Gyes ile birlikte devasa gücün simgesidir.
Bak evlat, masallarda anlatılmayan bir sır var... Yanıma otur, şu şarabın tortusu bardağın dibinde yıldızlar gibi parıldarken, sana gökyüzünün bile korkudan titrediği o devden, Briareus’tan bahsedeyim.
"Yüz kollu, elli başlı..." diye anlatır ozanlar onu, sanki bir canavarmış, sanki sadece kaba kuvvetmiş gibi. Ama evladım, gerçek, kralların yazdığı destanların arasında saklanan o ince çatlakta gizlidir. Uranos ile Gaia’nın oğlu, o heybetli varlık, aslında doğanın hapsolmuş özgürlüğüydü.
Bak güzel evlat, koca bir sistemin, yani Uranos’un o soğuk ve buyurgan otoritesinin, kendi çocuklarından neden korktuğunu hiç düşündün mü? Çünkü Briareus ve kardeşleri Kottos ile Gyes, tek bir kalıba sığdırılamayacak kadar çoktular. Yüz elleri vardı, evet; ama bu eller sadece dövüşmek için miydi sanıyorsun? Belki de o kollar, sistemin kurduğu düzenin dar kıyafetlerini yırtıp atmak için o kadar çok şeye dokunmak, o kadar çok gerçeği kavramak istiyordu ki...
Zavallı Briareus... Otorite, kendi gücünü pekiştirmek için onu karanlık çukurlara attı. Hekatonkheir dediler ona, yani "Yüz Kollular". Gücü sınırsızdı ama özgürlüğü, yönetenlerin korkusuna kurban edildi. O, bir kahraman ya da bir kötü adam değildi; o, sistemin "düzensiz" bulup dışladığı, her köşeye yetişen bir itirazdı.
Biliyor musun küçük bilge, bugün bile o devin hayaleti aramızda dolaşır. Birileri sana "uslu dur, sınırlarını bil" dediğinde, işte o zaman Briareus’un o yüz koluyla dünyayı nasıl kucaklamak istediğini hatırla. Çünkü gerçek güç, başkalarına hükmetmek değil; tüm o ellerle, hakikatin her bir parçasını aynı anda kavrayabilmektir.
Şimdi uyu bakalım, yarın uyandığında kolların sadece eşya taşımak için değil, zincirleri kırmak için de var olduğunu unutma. Sır, o devin ellerinde değil, senin o minik ama dünyayı değiştirebilecek yüreğinde saklı.