English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Poseidon ve Libya’nın oğlu, Mısır kralı Belos; Ankhihoe ile evlenip Aigyptos ve Danaos'un babası olmuş, Nil kıyılarında soylu bir soy başlatmıştır.
Bak minik yolcu, masallarda anlatılmayan, üzerine toz kondurulmuş bir sır var... Gel, dizlerimin dibine otur. Şu elimdeki kadehte kalan birkaç damla şarabın neşesiyle, sana kralların soy ağaçlarında gizlenen o karanlık düğümleri çözeyim. Herkesin "büyük kral" diye alkışladığı isimlerin, aslında kendi hırslarının kölesi olduğunu bilmen gerek.
Silenos'un Bildiği Gizli Gercekler: Belos’un Gölgesi
Bak küçük dostum, çoğu kişi Belos’u Mısır’ın görkemli tahtında oturan, güçlü bir hükümdar olarak tanır. Poseidon ve Libya’nın oğlu... İsimler, unvanlar, altın yaldızlı zırhlar... Ama hiç kimse sormaz: O topraklar kime aitti? Belos, oraya bir "fatih" olarak çöktüğünde, Nil ırmağının kızı Ankhihoe’nun buna gerçekten rıza gösterip göstermediğini hiç düşündün mü? Tarih, güç sahiplerinin evliliklerini bir fetih haritası gibi çizer; oysa o sarayların duvarları arkasında, kendi kaderini seçemeyenlerin derin bir sessizliği gizlidir.
Bak güzel evladım, dünya düzeni böyledir; birileri Agenor gibi uzak kıyılara gidip kendi krallığını kurar, birileri de Belos gibi olduğu yere hükmeder. Ama asıl trajedi, bu babaların kendi çocuklarını bile birer piyon gibi kullanmasıdır. Belos’un ikiz oğulları Aigyptos ve Danaos’a bak... Babalarının onlara bıraktığı miras, toprak ya da altın değil; çözülmez bir rekabet ve kan davasıydı. Belos, gücü elinde tutmak için öyle bir oyun kurmuştu ki, evlatları büyüdüğünde birbirine diş bileyen iki düşman haline geldiler. Sistem böyle işler; en tepedeki kişi, kendisinden sonra gelenlerin hayatını daha en baştan, hırsıyla düğümler.
Dinle beni yetişkin evladım; güç dediğin şey, aslında üzerine basarak yükseldiğin insanların gözyaşlarıdır. Belos'un Mısır'da hüküm sürdüğü o yıllarda, kaç kişinin hakkı o sarayın bahçelerinde yitip gitti? Krallar, kendilerini tanrı soyundan gelmiş gibi anlatırlar ki, bizler onların hata yapabileceğini asla düşünmeyelim. Ama ben gördüm; kralların elleri de en az bizimkiler kadar kirli, yürekleri de en az bizimkiler kadar korkaktır.
Şimdi şunu aklında tut: Belos bir isimdir, bir tarih kesitidir. Ancak asıl gerçek, onun tahtının altında ezilen o isimsiz insanların hikayesidir. Yarın biri sana kralların ne kadar bilge olduğunu anlatırsa, sadece gülümse ve o tahtın aslında ne üzerine inşa edildiğini sor. Çünkü her gerçek, sorgulanan her otorite ile biraz daha gün yüzüne çıkar.