English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Penelopeia'nın en aklı başında talibiydi. Ölçülü ve adildi ancak kaderinden kaçamadı, Odysseus'un evinde kargı darbesiyle yaşamını yitirdi.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler: Amphinomos’un Sessiz Çığlığı
Bak küçük yolcu, masallarda anlatılmayan, üzerine toz kondurulmuş bir sır var... Yetişkinlerin krallar ve kahramanlar adına diktikleri o görkemli heykellerin gölgesinde, aslında ezilip giden zayıf bir vicdanın ayak sesleri duyulur. Gel, sana Amphinomos’tan bahsedeyim, oysa ki o, devlerin sofrasında bir kırıntı bile olamamıştı.
Dünya, evlat, sadece en gürültülü olanların sesini duyduğunu sanır. Oysa İthaka’nın o gürültülü sarayında, Penelopeia’nın kapısında bekleyen o hırslı kalabalığın içinde, Amphinomos adında bir yabancı vardı. Diğerleri, hırslarının karanlığında körleşmişken; o, vicdanını bir fener gibi elinde tutmaya çalışırdı. Bir gün saraya gelen o ihtiyar dilenciyi ki aslında o, kibrinden arınmamış kral Odysseus’un ta kendisiydi korumaya çalıştı. “Yapmayın,” dedi, “bir insana el kaldırmak, kendi ruhumuzu kurban etmektir.”
Bak, ey bilge dostum, güç sahipleri her zaman kendi düzenlerini kurarlar. Ve o düzende, nezaket göstermek bir zayıflık, itiraz etmek ise bir ihanettir. Amphinomos, diğerleri gibi bir yağmacı değildi; belki sadece ait olmadığı bir masalın içinde, yanlış tarafta durmuş bir gölgeydi. Ancak sistem, kendi hatalarını temizlerken asla kimin iyi kimin kötü olduğunu sormaz. Tıpkı ormanın fırtınada hem kurumuş dalı hem de taze filizi devirmesi gibi, kılıç da ayrım yapmadı.
Telemakhos, babasının intikamını alırken, sanki bir bahçeyi yabani otlardan temizler gibi savurdu kargısını. Oysa kargının ucundaki, bir zamanlar kardeşçe barıştan bahseden o insandı. Amphinomos, hırsların ve kralların savaşında, sadece "insan" kalmaya çalıştığı için bir bedel ödedi. Sessizliğin sesi, bir kargı darbesiyle, belki de sarayın soğuk taşlarında son buldu.
Şimdi şunu düşün benim güzel evladım: Tarih, kazananların elinde bir boyama kitabı gibidir. Ama biz, sarhoşun neşesiyle değil, hakikatin o keskin berraklığıyla bakmalıyız. Kahramanların zafer şarkılarının altında, aslında ne kadar çok Amphinomos’un sessizce susturulduğunu gör. Gerçek, bazen bir kargı ucu kadar soğuktur ama en azından seni yalanların konforunda uyutmaz.
Unutma; otoritenin sofrasında nezaket, çoğu zaman en erken sönen ışıktır. Şimdi git, kendi yolunu çiz, ama başkalarının hırsı için kendi vicdanını kurban etme.