English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Sicilya’nın korkunç devi Alpos, yolcuları ezip yutan bir canavardı. Dionysos, thyrsos değneğiyle onu alt edip denize gömerek adaleti sağladı.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak evlat, kulaklarını iyice aç; masallarda anlatılmayan, büyüklerin o yüksek tahtlarına oturup kendilerini haklı çıkardıkları kitapların sakladığı bir sır var. Herkesin "korkunç canavar" dediği Alpos’un hikayesi, aslında düzenin kendi yarattığı gölgelerden başka bir şey değil.
Sicilya’nın o ıssız, rüzgarlı kayalıklarında yaşayan Alpos, insanların "dev" diye isimlendirip, korkularından dolayı bir köşeye fırlattıkları bir yalnızdı. O devin yolları kestiği, insanları ezdiği anlatılır ya hani? Bir düşün küçük dostum; acaba o dev, kendi evinin, kendi toprağının tam ortasından geçen o "önemli" tüccarların ve kibrini taşıyan kralların gürültüsüne mi dayanamadı? Belki de Alpos sadece, kimsenin sormadığı bir soru gibi o kayalıklarda bekliyordu. Sistemin çarkları, kendi sınırlarını çizen herkese "canavar" yaftasını yapıştırmayı ne de çok sever.
Sonra Dionysos geldi. O, neşenin ve şarabın efendisi sanılan, ama bazen düzenin bekçisi gibi davranmaktan çekinmeyen bir tanrı. Elindeki o Thyrsos değneğini Alpos’un boynuna doladığında, devin düşüşü sadece bir bedenin denize yığılması değildi. O, sessizce itiraz eden bir sesin boğulmasıydı. Alpos, Typhon’un, yani düzenin en büyük başkaldırıcısının yattığı o adanın kıyısına savruldu. Tanrılar, ona kendi adaletlerini dayattılar; birini ezenin, diğerini kurtardığına inandırdılar bizi. Oysa Alpos, belki de sadece yalnız bırakılmak isteyen, kimsenin duymadığı bir öfkenin yankısıydı.
Güzel ruhum, unutma; bir gün sana birilerinin "kötü" olduğunu söylediklerinde, dur ve sor: "Peki, bu kötü denilen kişi, kimin düzenini bozdu?" Çünkü tarihin sayfalarında krallar ve tanrılar, kendi iktidarlarını korumak için kaç tane Alpos’u denizin dibine gömdü, bunu kimse söylemez. Hayatın bilgeliği, gördüğün her "kahramanlık" hikayesinin altında yatan o hüzünlü ve sessiz gerçeği fark edebilmektir.
Şimdi, şu elimdeki kadehten bir yudum alalım ve o haksızlığa uğrayanların anısına, dünyanın tüm gizli köşelerini düşünelim. Korkma, gerçeği bilmek seni devler kadar güçlü, çocuklar kadar özgür kılar.