English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Dionysos’un kaplan kılığına girip kovaladığı, aşkıyla Tigris ırmağına adını veren ve Medos’u dünyaya getiren tutkulu nympha.
Bak evlat, solgun ay ışığında kadehimdeki son damla şarabın neşesiyle sana mırıldanıyorum; masallarda anlatılmayan bir sır var... Sana anlatılan o parıltılı zafer hikayelerinin gölgesinde, gerçekte nelerin yittiğini hiç düşündün mü?
Alphesiboia adında bir nympha vardı, hatırlarsın belki. O, ormanların özgür nefesiydi. Ama tanrıların gözünde "özgürlük" sadece bir av, bir kovalamaca malzemesinden ibaretti. Dionysos, o çok sevdiğiniz şenlik tanrısı, evlat... O, kendi arzusu için bir kaplanın postuna büründü. Düşünsene, bir ceylanın, kendi avcısının pençesinden kaçmak için çaresizce bir nehrin kıyısına sıkıştığını...
Irmağın kenarında, o korkunç kükremeyle burun buruna geldiğinde, Alphesiboia’nın yaşadığı o soğuk titremeyi hissedebiliyor musun? Tanrı, "bana gelirsen kurtulursun" dedi. Ama aslında bu, bir esaretin başlangıcıydı. Nehir, hayat veren o su, bir anda bir kadının iradesini teslim ettiği bir sınır çizgisine dönüştü. O ırmağa bugün Tigris diyorlar, yani Kaplan Irmağı. İnsanlar ona zaferin ve kökenin adı derler ama ben baktığımda sadece bir kadının, bir tanrının hırsıyla nasıl kendi kimliğinden koparıldığını görüyorum.
Medos doğduğunda, tüm dünya yeni bir krallığın doğuşunu kutladı. Oysa o çocuk, bir zorunluluğun ve tanrısal bir kibrin meyvesiydi. Bizler, masallarda hep tanrıların gücünü yüceltiriz, onların yaptıklarını "kader" diyerek süsleriz. Oysa gerçek, bazen sadece o ırmağın kıyısındaki o sessiz teslimiyette gizlidir.
Bana bak güzel yavrum, kralların ve tanrıların "büyük" dediği her şey, aslında birilerinin sessizliğe gömülmüş çığlığıdır. Güç, bir postun altına gizlenmiş bir dişin keskinliğidir. Tarih kitapları Tigris'in adından bahsederken, Alphesiboia’nın o ırmak kıyısında yitirdiği o özgür bakışından asla bahsetmezler. Ama sen, sen gerçeği aramaktan korkma. Çünkü gerçek, en parlak tacın altında bile olsa, bir nympha’nın kederli kalbinde saklıdır.
Şimdi uyu bakalım, belki rüyanda kaplanların değil, gökyüzündeki yıldızların gerçek özgürlüğünü görürsün. Unutma; dünya, anlatılanlardan çok daha karmaşık, ama bir o kadar da hakikate yakın.