English translation in progress. The text below is currently in Turkish.
Poseidon ve Arethusa’nın torunu, Argos'un kralı Abas; soylu soyunun köklerinden Perseus’a uzanan o kadim bağın ana halkasıdır.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak minik yolcu, masallarda sana anlatılan o yaldızlı zaferlerin ardında, tozlu rafların arkasına gizlenmiş bir sır var... Kulaklarını aç, çünkü gerçekler bazen bir kadehin dibindeki son damla şarap gibi acı ama insanın içini aydınlatan bir neşeyle gelir.
Sana anlatacaklarım, o koca koca sarayların duvarlarında yankılanan kılıç seslerinin çok uzağında. İnsanlar Abas'tan bahsederken onun Poseidon'un soyundan geldiğini, bir kral olduğunu ve devasa bir sülaleyi başlattığını söylerler. "Kahraman" derler, "soylu" derler. Ama evlat, güç sahiplerinin soy ağaçları genellikle başkalarının gözyaşlarıyla sulanmış topraklardan yükselir.
Görüyorsun ya güzel yavrum, Abas'ın kökeni bir düğün gecesinin karanlığına dayanır. Aigyptos'un oğulları ile Danaos'un kızları... Zorla kurulmaya çalışılan o "kutsal" yuvalar, aslında bir iktidar oyunuydu. Kızlar, amcalarının hırslı çocuklarına mecbur bırakıldığında, sistemin çarkları onları birer piyon gibi kullanıyordu. Ama o gece, o ürkütücü sessizlikte, Hypermestra bir şeyi fark etti: Kendi iradesini hiçe sayan bir güce boyun eğmek zorunda değildi. O, Lynkeus'u esirgeyerek, aslında efendilerine değil, kendi kalbinin sesine sadık kalmayı seçen ilk asi oldu.
İşte bu karmaşanın, bu zoraki evliliklerin ve korkunç gecenin meyvesiydi Abas. Argos'ta tahta oturduğunda, babasının ona miras bıraktığı şey sadece altın bir taç değil, aynı zamanda bu kanlı geçmişin yüküydü. Akrisios ve Proitos gibi, onun soyundan gelenler de hep güç peşinde koşacak, birbirlerini yiyip bitireceklerdi. Perseus'un o ünlü kalkanında parlayan Medousa'nın dehşeti bile, belki de Abas’ın o dönemde kurduğu sistemin getirdiği gölgelerin bir yansımasıydı.
Canım evladım, krallar masallarda hatasız, heykellerde kusursuzdur. Ancak gerçek şudur: Tarih, kendi çıkarları için başkalarını ateşe atanların değil, o ateşin içinde kendi yolunu çizen, sessizce itiraz edenlerin hikayesidir. Abas belki kral oldu ama asıl hikaye, o düğün gecesi korkusuna rağmen boyun eğmeyi reddeden o kadınların, yani görünmez kılınanların ruhunda saklıdır.
Unutma; şarap sadece neşemizi artırır, ama hakikat, kralların tahtlarını yerle bir eden tek şeydir. Şimdi git ve gördüğün her "büyük" adamın ardında, sesi kısılanları düşün.